Now Playing Tracks

sevgili günlük falan diyerek mi başlamam gerek. bilmiyorum. 12. kez tekrar ediyor sanırım şu an kulağımdaki ses. ben birçok hikayesi olan ama iki kelimeyi bir araya getiremeyen biri miyim? belki de ihtiyacım olan tek şey bir gölge yazar. kafam biraz karışık ve tamamen düşünce akışıma teslim oldum. bu yazıyı yayımlamadan önce bir kez daha okumayacağım. silmem gereken tek şey yanlış yazdığımı fark ettiğim kelimeler olmalı. kelimelerden değil harflerden vazgeçeceğim böylece sadece. 13. tekrara geldi sıra sanıyorum ki bunu yazarken daha nicesi olacak, olmalı da. uzun zamandır yazmıyorum, kalemime kendime bu kadar güvenirken bi şekilde biraz ayrı kaldım yazmaktan. çünkü ne zaman yazmaya kalkışsam kafamdaki her şey o kağıtta ya da ekrandayken tüm değerini yitiriyordu. yitip giden her güzel şeyle ben biraz daha eksiliyordum sanki. bu yüzden yazmama kararı almıştım. aslında bi karar almamıştım sadece yazmıyordum. ben genel olarak bi karar almam. şimdi neden yazıyorum? sanırım bazen söyleyemediğimiz şeyleri bi şekilde ifade etmemiz gerekiyor. ve sanırım benim söyleyemediğim şeyler bu son damlayla taşacak kadar birikmişti. ne olmuştu ne yaşanmıştı? bu soruyu sadece öylesine sordum ortada anlatılacak bi şey olmadığını adım gibi biliyorum çünkü. bi film izledim, şimdi bi müzik dinliyorum ve kafamda birkaç güzel imkansız şey var sadece bu kadar. bu tüm insanlığın düştüğü bir hata mı yoksa özel olarak belli insanların yinelemekten zevk aldığı bir şey mi bilmiyorum fakat imkansızlığı olan her oluşun o mükemmelliğine kapılmadan edemiyorum. hayatımın anımsadığım her evresi böyleydi. bir yandan her şeyi geriden bırakan realist tarafım diğer bi yandansa olmayacağını bildiğim ve belki de bunu istediğim her şeye fazlasıyla duyduğum hayranlık. ve bu bizim varoluşumuz. neden bu kadar sancılı ve neden hep zıtlıklarla dolu. birbirine düşman insanlardan oluşuyoruz sanki birbirine düşman ve birbirine hayran. beraber olmaktan ölesiye zevk alan fakat birarada olamayan. hiçbir zaman yaşadığım bi şeyin hissettiğim bi şeyin bana ait olduğunu düşünmedim. bu yüzden ne yaşarsam yaşayım ne hissedersem hissedeyim tam olarak bağlanamadım ruhuma, kendime. bu yüzdendi belki de olmak istediğim yeri bir türlü bulamayışım birilerine ait hissedemeyişim. çünkü sanki bunlar başkalarının hisleriydi ve ben sadece binlerce kez yaşanmış şeyleri yaşıyor ve tekrarlanan hisleri kabulleniyordum. bir kez de ben geçiyordum üstlerinden, geçiyordum ve bitiyordu. ve şimdi bu yazının üzerinden bir kere daha geçmeyeceğim çünkü biliyorum bunu ve benzerlerini yüzlerce insan yazdı bir çoğu üzerinden geçti ve belki de bir çoğu benim gibiydi. tüm bunları yazarken kimisi sildi sadece rahatladığını hissederek, kimisi attı kimisi bu yazıyla bi bardak daha içki içebildi ve kimisi de benim gibi göndere bastı. haydi eyvallah

kalkıp kahve yapıyorum kendime. sonra koyuyorum bardağı bir kenara. elim hep boş yerlerde arıyor o kupayı. hayatım böyle geçiyor. kahve kupaları kimi zaman üzücü olabiliyor.

To Tumblr, Love Pixel Union